#inegöl

Şerif Gürbaş


BANA KATILMAYAN VAR MI?

Ülke siyasetinde gündem sürekli değişiyor. Pandemi Döneminde bile, iktidar ve muhalefet arasında sürekli bir horoz dövüşü yaşanıyor.


Ülke siyasetinde gündem sürekli değişiyor. Pandemi Döneminde bile, iktidar ve muhalefet arasında sürekli bir horoz dövüşü yaşanıyor. Neden horoz dövüşü çünkü tartıştıkları konuların arkası gelmiyor sonuç alınamıyor. Sadece günlerini kurtarıyorlar!

Gündem belirleyiciler içerisinde en maharetli olan ise MHP lideri Devlet Bahçeli… Sayın Bahçeli Ortaya bir mesele atıyor, sonra televizyonlarda başlıyorlar saatlerce tartışmaya. Tartışanlar ise hep aynı kişiler, İktidar cephesinin başrolünde Nagehan Alçı, Zafer Şahin, Metin Özkan, Doğu Perinçek, Mete Yarar, Nedim Şener ve Mehmet Metiner, diğer tarafta İsmail Saymaz, Şaban Sevinç, Ali Haydar Fırat, Deniz Zayrek vs. .

İki farklı fikrin savunucularını bırakın rutin siyasi tartışmalarda ortak görüş bildirmeyi, milli meselelerde bile partizanca bir tutum sergilediklerine şahit olmaktayız. Zamana ve beslendikleri partilerin söylemlerine göre şekil alan bu plastik yazarların zaten amaçlarının hiç zaman üzüm yemek olmadığını biliyoruz.

Yakın zamanda Sayın Bahçeli’nin “HDP kapatılmalı” sözlerinin ardından başlayan tartışmalar, bugünlerde yerini AİHM’in verdiği karara bıraktı. Tartışmalarda iktidar kanadının yazarları HDP’nin terörü destekleyen bir parti olduğunu ve kapatılması gerektiğini, tutuklu Selahattin Demirtaş’ın da AİHM kararına rağmen serbest kalmaması gerektiğini savunurken, muhalefet kanadındaki yazarlar ise demokrasilerde parti kapatmanın doğru olmadığını ve AİHM’in Demirtaş kararının Türkiye’yi bağlayacağını, dolayısıyla Demirtaş’ın serbest kalması gerektiğini savunuyorlar.

Bu topraklarda doğup büyümüş ve halen bu ülkenin ekmeğini yiyip suyunu içen yukarıda ismini yazdığım yazarlar da dahil herkes aslında çok iyi biliyor ki:  PKK terör örgütü, bu ülkede 40 yıldır masum insanları, askeri, polisi, hatta kundaktaki yavrularımızı dahi şehit etmiş ve etmeye devam ediyor. Bu örgüt doğu ile batıyı birbirinden ayırmak, bin yıldır bu topraklarda etle tırnak olmuş Türk ile Kürt’ü birbirine düşman etmek istiyor. Bu örgütün ardında emperyalist ve Siyonist güçler var. Bu örgütün tüm para, silah, techizat, gıda vs. ihtiyacı ABD başta olmak üzere, İsrail ve AB ülkeleri tarafından finanse edilmekte. PKK, büyük İsrail’in kurulması için kurulmuş taşeron bir örgüt. Bunların hiçbirinin derdi, asla ve kat’a Kürtlerin özgürlüğü, ya da yaşam hakkını savunmak değil. Zira bunlar Türk’e de, Kürt’e de silah sıkmış cani bir örgüt. Bunlar İmansız ve ateist caniler topluluğu. Bunlarda her yol var. Uyuşturucu kaçakçılığı yaparlar, insan kaçakçılığı yaparlar, dağlarda domuz yerler, kaçırdıkları kızlara tecavüz ederler. Din İle namaz ile alay ederler. Halbuki gerçek Kürt halkı, Allah’ını ve peygamberi seven, devletine bağlı Müslüman bir millettir. Ölen teröristlere bakın, alayı sünnetsiz. Kadınların boynunda hac’lar var. Bunların kaçırdıkları Müslüman Kürt evlatları hariç, alayı ermeni ya da ermeni dönmesidir. Zaten birçoğunun cenazesinde tabutlarının üzerleri ya ermeni bayraklarıyla, ya da emperyalist ülkelerin bayraklarıyla örtülü. Dolayıyla PKK azılı ve yok edilmesi gereken bir terör örgütüdür.  Bu terör örgütünün yaptıklarını 20 yaşındaki gençte çok iyi biliyor, 80 yaşında dedeler ve ninelerde.

PKK ile ilgili tüm gerçekleri bildiği halde, PKK’ya terör örgütü diyemeyen, hangi maksatla olursa olsun onları savunan, iyi niyet gösteren herkes benim nazarımda vatan hainidir. Dolayısıyla HDP denilen parti, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısıdır ve mensupları da  PKK’ya terör örgütü demedikleri ve araya mesafe koymadıkları sürece haindir ve teröristtir.

Sözün özü; Siyonizmin uşaklığını yapan PKK’lıların görüldüğü yerde yok edilmesi, PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin derhal kapatılması, tutuklu başkanları Selahattin Demirtaş’ın da hükmünün ivedi bir şekilde verilmesi, bu vatanı seven her insanın en büyük beklentisi ve arzusudur.