´ÇEVRE´MİZE´, ´ATIK´ GİBİ BAKAMAYIZ!
Tarih: 14.5.2019 11:35:44
Cumali YÜREKLİ

Doğadaki hayvan, bitki, orman, hava, su, gıda, canlı varlıklar, insan... Çevre. Bu kavramların hiçbirini diğerlerinden ayrı ve önemsiz göremeyiz günümüzde. Çünkü hepsi birbirine bağlı, tamamı birbirleriyle ilişki içerisinde ve birbirlerine muhtaçlar. Sadece insanı düşünerek ve öne çıkararak, doğaya, havaya ve suya yani çevreye duyarsız kalarak artık insanlığın yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu unsurların tamamı birbirleriyle iç içe geçmişlerdir. Hepsi birbirlerini tamamlamaktadır.

Genelde evrenimiz, özelde dünyamız yaşam için elverişli ve insanların her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde var edilmişlerdir. Ne var ki, insanlar, kendilerinin oluşturdukları ve ürettikleri kirli, pis veya tehlikeli atıkları sorumsuzca çevreye atarak çevreyi, havayı, suyu ve gıdaları, sonuçta içinde yaşadıkları dünya ve evreni kirletmektedirler.

Aslında atık olmayan ve atık olarak da nitelendiremeyeceğimiz pek çok şeyi günümüzde atık olarak kabul ediyor ve onlara ´atık´ muamelesini gösteriyoruz. Bu yaklaşım bilimsel, ekonomik, mantıklı ve sağlıklı bir yaklaşım olarak kabul edilemez.                               

                                                                                                                                                                                                                         Bilinmesi ve unutulmaması gereken şey; atıklar doğru ve ekonomik ölçütlere uygun olarak değerlendirildikleri, başka bir deyişle dönüştürülüp, değiştirilip, geri kazanıldıkları takdirde, bırakınız doğaya, çevreye zarar vermeyi, bilakis hem insanlara, hem de doğaya yarar sağlayacaklardır. Gerçi bazı atıkların ekonomik değeri bulunmaktadır. Ki bunlara ´çöp´ diyoruz. Çöpleri ise ya yakarak imha ediyoruz, yok ederek ortadan kaldırıyoruz ya da bazılarını uygun ortamlarda toprağa gömüyoruz.

Bu nedenlerle ´atıkların artması yararlıdır" ya da ´atıkların artanları yararlıdır´ denebilir.  Şöyle de ifade edebiliriz: Mesele atıkların artması değil, atıkları doğru ve iyi değerlendirebilmektir. Zira medeni toplumlarda atıklar da artacaktır.                                    

Türkiye´de atık sahaların içinde bulunan çöplerin içindeki geri dönüştürülebilir veya geri kazanılabilir çöp ya da atık oranı yaklaşık olarak yüzde l5 (%15) dir. Cam geri kazanımında ise bu oran yüzde 40 (%40) dır.  Yani yılda 7000 bin ton atık cam geri kazanım tesislerinde işlenmekte ve ülke ekonomisine sokulmaktadır.                                                    

                                                                                                                                                                                                                                         Ömrünü tamamlamış lastikler (ÖTL) de atıklar arasında önemli bir yere sahiptir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı´nın uyguladığı teşvikler, yürütülen sosyal sorumluluk projeleri ve benzeri çalışmalar sayesinde mesela 2014 yılında 120.000 ton ömrünü tamamlamış lastik toplanarak geri dönüşümü ve geri kazanımı sağlanarak ekonomiye kazandırılmıştır. 

                                                                                                                                                                                                                                       Türkiye´deki yıllık atık akü miktarı 70-80 bin ton dolayındadır. Bir örnek vermek gerekirse;  60 bin ton atık aküden 35 bin ton kurşun ve 9 bin ton da plastik geri kazanımı sağlanmaktadır. Ayrıca 10 bin ton asitli su da nötralize edilerek yeniden kullanılmaktadır.                 

                                                                                                                                                                                                                              Atıkların hacmi hakkında da bir şeyler söylemek gerekiyor:  Türkiye atık ve geri dönüşüm sektörünün yıllık cirosu 3 milyar Euro´yu geçmiş bulunmaktadır. Keza lisanlı atık ve geri dönüşüm firmalarının sayısı 1000´den fazladır.  Hâlbuki Türkiye´de çıkan toplam atıkların pazar değeri yıllık bazda yaklaşık 5.000.000.000 Euro´dur.  Demek oluyor ki, atık pazarının ancak beşte üçünü paraya dönüştürebiliyoruz. Yasal düzenlemeler ve yıldan yıla artan çeşitli teşviklerle ve alınan önlemlerle gerçekleştirilen bu rakam giderek artmaktadır.                                                                                                                                                                                                                                                                                           ...                                                                                                                                                                                                          Avrupa Birliği ülkelerinde atık sektörü 500.000 kişiye istihdam olanağı sağlanırken, bu sektörün yıllık parasal hacmi 25 Milyar Euro´dur.                                                                                                                                                                                                                                                                                                   Dünya geneline bakıldığında atık sektörünün yıllık cirosu bugün 60.000.000 Doların üzerinde olduğunu görüyoruz.

YASAL DÜZENLEMELER NE DİYOR?

T.C. Anayasası´nın 56. maddesi:

"Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların görevidir.

2872 sayılı Çevre Kanunu´nun 11. maddesi:

"Üretici, ithalatçı ve piyasaya sürenlerin sorumluluğu kapsamında yükümlülük getirilen üreticiler, ithalatçılar ve piyasaya sürenler, ürünlerinin faydalı kullanım ömrü sonucunda oluşan atıklarının toplanması, taşınması, geri kazanımı, geri dönüşümü ve bertaraf edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve bunlara yönelik gerekli harcamalarının karşılanması, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek tüzel kişiliği haiz birlikler oluştururlar".

2872 sayılı Çevre Kanunu´nun 29. maddesi:

"Çevre kirliliğinin önlenmesi ve giderilmesine ilişkin faaliyetler teşvik tedbirlerinden yararlandırılır. Bu amaçla her yılın başında belirlenen teşvik sistemine Bakanlığın görüşü alınmak sureti ile Hazine Müsteşarlığı´nca yeni esaslar getirilebilir".

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, her yıl uygulanacak olan "çevre kirliliğine yönelik idari para cezalarını" o yılın başında belirler ve kamuoyuna duyurur. Bu cezaların en düşük miktarı 250 liradan başlar ve 5 Milyon liraya kadar çıkar.

Çevre, atık, havayı ve suları kirletmeme, insanlara ve çevreye saygılı davranma gibi hususlarda millet olarak ne kadar duyarlı, ne kadar anlayışlı, ne kadar medeni ve ne kadar insancıl davranırsak, böyle yamamız hepimizin yararına ve hayrına sonuçlar doğurur. "Bana ne kardeşim! Ben işime bakarım, fabrikamdan çıkan atıklar çevreyi kirletiyorsa, öderim cezasını. Ben işime bakarım!", ya da "Ben asgari üretle geçinmeye çalışan gariban bir vatandaşım. Elimdeki poşeti yola atsam, gittiğim piknik yerini temizlemeden bıraksam ne çıkar!" demek marifet değildir. Hepimi aynı gemideyiz, unutmayalım lütfen! Hepimizi ilgilendiren çevre gibi toplumsal konularda ´insan´ gibi davranmaya mecburuz. Bu bir tercih meselesi olmaktan çıkmıştır, bir zorunluluk halini almıştır artık. Hiçbirimiz bana ne diyemeyiz, dememeliyiz. İnsan olmamız, insan gibi yaşamamız bunu gerektiriyor.

Hele hele Müslüman olmak ve Mümin gibi yaşamak bunu emrediyor. Kuran, evrenimizin, dünyamızın, dünya üzerindeki hayvanların, ağaçların ve bitkilerin, kısaca çevrenin "Allah´ın bir emaneti olduğunu" söylüyor. Şu halde çevreye saygılı davranmamak, emanete ihanet etmektir.

Lütfen güzel ´çevremizi ´atık atarak´ yaşanmaz hale getirmeyelim!...

 

Anahtar Kelimeler: ÇEVRE, MİZE, ATIK, GİBİ, BAKAMAYIZ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
HERKES EKTİĞİNİ BİÇER (14 Şubat 2019 - Perşembe)
TEK SINIR BİZİM KENDİ KOYDUKLARIMIZDIR (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
İNSANLARIN GEÇİM KAYNAKLAR (03 Ocak 2019 - Perşembe)
AVUKAT BULUNDURMA ZORUNLULUĞU (27 Aralık 2018 - Perşembe)
FİKİR NAMUSU (18 Aralık 2018 - Salı)
MÜSLÜMANLARA BİR SORU: (06 Aralık 2018 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ