#inegöl

İsmail Özdemir


DEVLET DÜŞMANLIĞI

Elhamdulillah Ayasofya ibadete açıldı.Geçen yazımda Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür etmiştim.


      Elhamdulillah Ayasofya ibadete açıldı.Geçen yazımda Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür etmiştim.Geçen yazımda Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür etmiştim.Bu karar aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir kararı olduğunu geçen yazımda belirtmiştim.Çünkü Yunanistan artık çizmeyi aşmış, her fırsatta Türkiye’yi tahrik edecek adımlar atmakta olduğunu örnekleri ile yazmıştım.

       Ayasofya’nın ibadete açılması ile birlikte, birçok devlet düşmanı Ayasofya üzerinden devlet düşmanlıklarını ortaya koydular. Siyaset ayrı bir şey, devlet ayrı bir şeydir.Siyasileri eleştirmek adına, devletin aldığı kararları eleştirmek ve hatta dış mihraklara cesaret verecek yazılar yazmak, yorumlarda bulunmak tam bir devlet düşmanlığıdır.

       Devlet hepimizin ortak malıdır. Hangi inançtan, hangi mezhepten, hangi düşünceden olursa olsun gölgesine sığındığımız devlet, hepimizin koruması gereken bir değerdir. Devletin üzerindeki elbiseyi beğenmeyebiliriz, hatta değiştirmek isteyebiliriz, ancak dış mihrakların devletimizi yıkma, çökertme, diz çöktürme, zayıflatma planlarına asla ortak olamayız.

    Dış mihraklar, bölgede güçlü bir Türkiye olsun istemiyorlar. Bunun için Türkiye’yi zayıflatmak, ekonomik olarak çökertmek ve kendi kendine yetemeyen dışarıya muhtaç bir ülke haline getirmek istiyorlar.

         Bu nedenle Millet olarak bu planların karşısında tek vücut olarak durmamız gerekir. Kıbrıs, Libya, Ayasofya,1915 sözde soykırım  gibi konular siyaset üstü konulardır. Devlet politikasıdır. Bu konularda devletin yanında olmamız gerekir.Çünkü dış mihraklar bu konular üzerinden Türkiye’ye saldırmaktadır.

         Bazı aklı evveller, “Ayasofya’yı açmakla, Batı aleminde camilerin kilise yapılmasına fırsat vermiş oluyoruz” diyorlar. Halbuki başta Yunanistan olmak üzere, Balkanlar da, Ukrayna, Kırım, Ermenistan gibi 18 ülkede 329 Türk mimari eserini tarihi dokusunu değiştirerek kiliseye çevirdiler.

       Osmanlı İmparatorluğu'nun hakim olduğu topraklardaki Türk mimari eserlerini ülke ülke gezerek araştıran Yüksek Mimar Yılmaz:”18 ülkede cami, mescit, tekke, türbe gibi 329 Türk mimari eserinin kiliseye dönüştürüldüğünü tespit etti.Yılmaz’ın tespitlerinden: "Bulgaristan'da 117 cami, 7 tekke-türbe ve 1 medrese kiliseye, 3 saat kulesi çan kulesine; Hırvatistan’da 8 cami, 1 kule kiliseye; Kırım'da 6 cami ve 1 türbe kiliseye, Kosova'da 1 cami kiliseye, 1 saat kulesi çan kulesine, Ukrayna'da 2 cami kiliseye, bir minare çan kulesine, Makedonya'da 3 cami, 2 türbe, 2 saat kulesi kiliseye; Sırbistan'da 15 cami ve 2 türbe kiliseye, Gürcistan ve Azerbaycan'daki 1'er cami Rus işgalinde kiliseye, Bosna Hersek'teki 3 cami Avusturya işgali sırasında kiliseye, Cezayir'de 3 cami Fransız işgalinde kiliseye, Ermenistan'da ise 2 cami kiliseye. Güney Kıbrıs'ta 1 çeşme, Moldova'da 4 cami ve Romanya'da da 5 cami kiliseye, Macaristan'da 23 cami, 5 türbe, 1 hamam ve 1 mektep kiliseye Yunanistan'da ise toplam 101 eserin dönüştürüldüğünü, 74 cami, 19 türbe, 1 imaret ve 2 namazgahın tarihi dokusu değiştirilerek kiliseye çevrildiğini, yine birçok minarenin dinamitle yıkıldığını anlıyoruz.

         Türkiye’de ise Ayasofya’nın ve diğer camiye dönüştürülen kiliselerin tarihi dokusu korunarak bir dönüşüm yapıldığını görüyoruz. Aslında bu şekilde tarihi eser de korunmuş oluyor.Kaldı ki Ayasofya 567 yıldır mimari özelliği ve tarihi dokusu korunarak bugünlere kadar gelmiştir.

          Ne zaman, Dış mihraklar tarafından sözde Ermeni soykırımı gündeme getirilir, devlet ve din düşmanları hemen dış mihrakların safında saf tutar. Kıbrıs meselesi gündeme getirilir, devlet ve din düşmanları hemen dış mihrakların borusunu çalmaya başlar. Yeter artık.Milletin ekmeğini yiyip, suyunu içip bu millete düşmanlık etmekten vazgeçin.