#inegöl

Şerif Gürbaş


Mobilya sektörü durursa…

Türkiye’de gündem öyle sık değişyorki, ne siyasiler gündeme yetişebiliyor, ne de medya kendi gündemini oluşturabiliyor.


Türkiye’de gündem öyle sık değişyorki, ne siyasiler gündeme yetişebiliyor, ne de medya kendi gündemini oluşturabiliyor.

Ülkemizi bir aydır meşgul eden en önemli gündem maddesi yurt dışına kaçan bir suç örgütü liderinin İktidarın çok önemli isimleri Süleyman Soylu ve Binali Yıldırım’ı zan altında bırakacak açıklamalarda bulunması…

İddialar yenilir yutulur cinsten olmadığı için muhalefet partilerinin liderleri doğal olarak bu konunun açıklığa kavuşması için iktidarı göreve çağırdılar. Ancak iktidar mensupları başta Başkan Erdoğan olmak üzere herkes beklemeyi tercih etti. Ancak Suç örgütü lideri iddiaların dozunu arttırınca konunun muhatabı olan İç işleri Bakanı Soylu iki kez tv kanallarından kendini savunmaya çalıştı. Ancak Soylu’nun savunmaları bırakın muhalefet kanadını kendi partililerini bile tatmin etmedi. Bu işin sonu nereye varacak acaba Soylu’nun üzeri mi çizildi derken, grup toplantısında konuşan Başkan Erdoğan, Bakan Soylu ve oğlu üzerinden gündem olan Binali Yıldırım’a sahip çıktı ve hedefin kesinlikle Türkiye olduğunu söyledi. Başkan Erdoğan, konuşmasında iktidarları boyunca terör odakları ve suç örgütleri ile mücadele ettiklerini ve onların kaynak sağladığı tüm alanları yok ettiklerini söyledi.  Erdoğan’ın konuşması başta Soylu olmak üzere tüm partililere rahat bir nefes aldırdı. Erdoğan’ın konuşmasının ardından sosyal medyada Bakan Soylu’ya destek mesajları yağdı.

Başkan Erdoğan konuşmasında çok manidar cümleler de kullandı. Özellikle muhalefet liderlerine aba altında sopa gösterdi. Memleketi Rize’de İYİ Parti Lideri Akşener’e yapılan saldırıyı takdir eden cümleler kullanan Erdoğan, Akşener’e yapılanların az bile olduğunu, ileride çok daha başka şeyler olabileceğini söyledi.

Erdoğan’ın halkı kutuplaştırmaya yönelik bu sözleri muhalefetin büyük tepkisine yol açtı. Açıkçası ülkenin 1 numarasının ağzından çıkan bu sözler hiç hoş değil. Başbakan iken Mersin’de kendisine derdini anlatmaya çalışan çiftçiye “hadi ananı alda git” diyerek azarlayan Erdoğan’ın, şimdi muhalefet liderlerini sindirmek ve korkutmak istercesine, “Aklınıza başınıza almaz ve beni eleştirmeye devam ederseniz, başınıza çok daha beterleri gelir” kabilinden sözler sarf etmesi provokasyona müsait insanlara adeta cesaret verdi. Yarın seçimlere yakın liderler şehir şehir miting yapmaya gittiklerinde başlarına bir hal gelirse, bu işin sorumlusu kim olacak. O cürümü işleyen yakalanıp yargılandığında Başkan Erdoğan ağzıyla konuşup kendini savunursa, acaba o savcılar o hakimler o cürümü işleyen kişiye ceza verebilirler mi? Yada tam tersi birisi gözünü karartıp Başkan Erdoğan’a, “sen benim liderime nasıl hakaret edersin” deyip bir cürüm işlemeye yeltenirse ne olacak. O zamanda aynı cümleleri muhalefet liderleri sarf ederse hoş karşılanacak mı? Tabi ki hayır…

Kimseye faydasının olmadığı, insanları ayrıştıran bu tür meselelerden acil bir şekilde sıyrılmamız, gerçek gündeme dönmemiz şart. Zira pandemi ile birlikte zor günler geçiren ve iflasın eşiğinde olan esnaf, ürünü para etmediği için traktörü tarlası icralık olan çiftçi, ay sonunu getiremeyen işçi ve emekli çözüm bekliyor. Verilen hibelerin, kredilerin yada sosyal yardımların aylardır işyeri kapalı olan esnafın derdine çare olması mümkün değil.

İnegöl gündemine dönersek mobilya üreticisi aylardır hammadde sıkıntısı yaşıyor. Mobilya firmaları malzeme yetersizliğinde termin veremiyor, üretimi durduranlar, işçi çıkaranlar, fabrikasını satışa çıkaranlar var… Bu konuda Ankara’da elimiz ayağımız olduğuna inandığımız milletvekillerinden ses seda yok. Hammadde üreticileri döviz kurlarının yüksek olması nedeniyle tercihlerini yurtdışına ihracattan yana yapmakta. Hatta önceki gün Çin’e ciddi miktarda MDF gönderildiği haberleri sektör temsilcilerini çileden çıkardı. Üreticilerin hammadde sorunu nu kim nasıl çözecekse çözsün, yoksa ilçemizin lokomotif sektörü mobilya üretimi durursa, İnegöl biter.