#inegöl

EMİR AYBERK GÜMÜLÜGİL


NORMALLEŞME

NORMALLEŞME


            Yaklaşık 1 aydır siz değerli okuyucularım ile beraber olamıyorum, yazmayı okunulmayı ve tartışmayı çok özlediğimi belirtmek isterim. 1 aylık süre boyunca kendi isteğim ile Ramazan ayı iklimine uygun olarak kimsenin hakkına girmemek ve kalp kırmamak adına böyle bir uygulamayı kendimce uygun görmüştüm.          

            Umarım bundan sonra ki süreçte gazetemiz müsaade ettikçe birlikte olmaya devam edeceğiz.

            Dünya ve ülkemizde etkili olan Covid-19 salgınının etkileri az da olsa azalmaya başlamış durumda, ülkemizde yeni vaka sayısı ve ölüm sayıları azalırken iyileşen hasta sayılarında ki artışta hepimize mutluluk veriyor.     

            Gelen olumlu veriler sonucun da 1 Haziran itibariyle yeni normalleşme sürecinde birçok işletme tekrar açılıyor, hayat olağan akışına doğru ilerliyor. Şunu söylemeden geçmek çok zor bu normal hayata dönüş salgından öncesi gibi bir hayat olmayacak.

            Özellikle küçük ve orta boy işletmeler için sevindirici bu haber aynı zamanda şimdiye kadar salgınla mücadelemizde ki başarıya da zarar vermemesi lazım. Yaklaşık 3 aydan beri çeşitli kısıtlamalar ile devam eden bu süreçte verilen can kayıpları ve kısıtlanmak zorunda kalan özgürlükler ne yazık ki boşa gidebilir.

            Normalleşme sürecinin başlamasıyla beraber açılan küçük ve orta işletmeler içinse durum gerçekten çok vahim. Yaklaşık 2,5 aydır kapalı kalmalarının ardından iş başı yapan işletmeleri bir sürü zorluk bekliyor. Uzun zaman kapalı kalmanın getirmiş olduğu gelir kaybının yanı sıra normalleşme sürecinin getirdiği kapasite azalışı bu tarz işletmelerin zor olan hayatlarını daha da zorlaştıracağa benziyor.

            Getirilen kapasite azalışları, hijyen kuralları, bekleme süreleri ve dezenfektan işlemleri hem müşterileri hem de işletme sahiplerini ciddi oranda zorlayacaktır. Azalan müşteri sayısı ve gelir seviyesi direkt olarak istihdam seviyesini azalmasına işsizliğin artmasına neden olacaktır. Salgın sürecine çokta iyi olmayan bir ekonomik durumda yakalanmamızın sancısını günden güne daha da ağır hissedebileceğimiz gerçeği önümüzde duruyor. Bu yüzden işletmelerin önünde iki seçenek bulunuyor. Birincisi kuralları hiçe sayıp, verilecek cezaları göze alı ayakta durmak ya da daha fazla zarar etmeden işletmesini kapamak.

            Otomotiv devi Renault’un bile 5 milyar Euro krediye ihtiyacının olduğu dönemde özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin daha da ciddi desteklere ihtiyaç duyacağı aşikâr. Ekonomi yönetiminin açıklamış olduğu destek paketlerinin maalesef ki bu dönemde yeterli olmadığı ortada. Özellikle kredili finansman desteği ile canlandırılmaya çalışılan tüketim ve harcamalar ne yazık ki istenilen seviyede artış göstermemiştir. Ekonomik canlanmanın gecikmesinin altında yatan en büyük sebeplerden biri ise olası bir ikinci dalga salgın beklentisi ve normalleşme sürecinde uyulması gereken kurallar.

            İnsanların korkularını yenmesi ve eski tüketim alışkanlıkların geri kazanması 2020 yılı sonuna kadar zor görünüyor. Bunun en önemli örneği AVM’lere giden sayısında ki düşüş. Alınan kararla birlikte kapanan AVM’ler açıldıktan sonra ziyaretçi sayıların da %82 düşüş gerçekleşti. Yapılan anketler de gösteriyor ki insanların üzerinde ki virüs etkisi nedeniyle halen daha toplumun %50’si AVM’lere gitmeyi düşünmüyor. Hal böyle iken eski alışkanlıkların kısa vadede geri kazanılması çok mümkün görünmüyor.

            Ekonominin canlanması için açıklanan destek paketlerinin yeteri düzeyde talep görmemesi ve böylelikle ekonomik canlanmanın sınırlı kalması yoksulluğu da körüklüyor maalesef. İstihdam kalkanı kapsamında kısa zamanlı çalışma ödeneği, ücretsiz izin ödeneği ve işten çıkartmaların yasaklanmasının getirmiş olduğu bir rahatlama söz konusu oldu. Fakat bu teşvik ve yasakların işletmeler tarafından art niyetli kullanılması da ne yazık ki iyi niyetli çabaları boşa çıkarıyor. Daha az kişiyle aynı üretimi ve geliri elde etmeye çalışan işletmelerin yasağın kalkmasıyla beraber işçi çıkartma hesapları yaptığı gözleniyor. Çoğu firma normal üretim kapasitesine erişse dahi eski sayı da işçiyi istihdam etmeyeceği çok belli. Korkum o ki bu zorlu süreçten yüksek olan işsiz sayımızın daha artması olacaktır.

            Yaklaşık 1 milyon kişinin artık iş aramaktan bile ümidini kestiği bu dönem de işsizlik dolayısıyla da mutfaktaki yangın en büyük gündem olacaktır.

            Özellikle; ekonomi bu durumdayken erken seçim söylemlerinin gündeme gelmesi gayet normal karşılanmalıdır. Burada herkesin aksine erken seçim söyleminin Cumhur ittifakına yarayabileceğinin düşünüyorum. Günden güne artan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu popülerliği artık onların gündem oluşturma seviyesine getirdi. Ali Babacan’ın katıldığı Cüneyt Özdemir yayını ve Kader Deme belgeseli şimdiden 2 milyon üzerinde izlendi. Hem muhalefette çok sesliliğin artması, dolar kurunda ki artış, işsizlik, dış borç, bulunması gereken döviz ve hane gelirlerinin düşmesi aslında 2023 e kadar kaybedilecek 3 yıl gibi görünse de 2 yıl kazanmak için köprüden önceki son çıkış olabilir.

            Bu yüzden 2020 sonbaharında beklediğim erken seçim salgın sebebiyle en fazla 2021 bahara ertelenebilir ama beklentilerim 2023’e kadar seçim beklemeyeceğimiz yönünde.

 

SAYGI ve SEVGİ İLE.

ayberk9114@gmail.com

Twitter: @EAyberkG