#inegöl

Şerif Gürbaş


Siyaset gerçekten zor zanaat!

Siyaset gerçekten zor zanaat!


İnsanlara daha müreffeh bir hayat sunma iddiası ile gecesini gündüzüne katmaya çalışan, fikir üretip çözüm arayışında olan her görüşten siyasiye saygı duymak, görüşlerine katılmasakta edepsizlik yapmamak insani ve ahlaki bir duruştur.

Siyaset bir bayrak yarışıdır aslında.

Siyaset kavga ve sövgü yeri değildir.

Siyaset her görüşten insana kucak açabilmektir.

Siyaset bir meslek değildir belki ama, siyaset dediğim gibi zor bir zanaattır!

Hele ki ülkemizde siyaset yapmak her babayiğidin harcı değildir.

Zira ülkemizde demokrasi ve hukuk sistemi tam kurumsallaşmadığından,  güçlüye hizmet eden yargı sistemi ve demokrasi anlayışı hakimdir.  

Muhalefette iken, ya da konuşmalarında demokrasi havarisi kesilen, milletin tamamını kucaklayan siyasiler, ne yazık ki icraatta partizanca davranmakta kayırmacılık yapmakta, haksız ve adaletsiz yönetim sergilemektedir.

Her insanın eşit sayıldığı kanunlarda yazılı iken, hala dil, din, ırk ve sınıf ayrımcılığının alabildiğine yapıldığına şahit olmaktayız.

İktidar yanlısı insanların sürekli bir beklenti içerisinde olması ve her alan da önceliğin  kendinde olduğuna inanması ve kendilerini farklı görüşteki insanlar karşısında imtiyazlı görmesi asla insani ve imani değildir.

Siyasilerin iktidarı eline geçirdikten sonra ben bilirim, ben ederim, ben yaparım anlayışıyla hareket etmesi, hukuk tanımaması,  diyalogdan uzaklaşması, sert söylemlerle milleti germesi ve milleti kutulaştırması, yalan, dolan ve algı operasyonlarıyla başarısızlıklarını örtbas etmeye çalışması da artık ülke siyasetçisinin en bilindik yöntemi haline gelmiştir.

İktidardan muhalefete tüm siyasilerin, kendi parti tabanlarını elinde tutma gayretiyle izlediği yöntemler, söylemler ve uygulamalar, siyasetin yozlaşmasına ve siyasetçinin inandırıcılığını yitirmesine sebep olmuştur.

İnsanların ekmek derdinde olduğu, geçim sıkıntısı yaşadığı, yarınlardan ümit kestiği bir dönemde bile milleti gerecek ve kutuplaştıracak söylemlerden, karşı fikirlere öfke ve sövgü ile yaklaşmaktan siyasilerin bir an önce uzaklaşması gerekir.

Ben bir seçmen olarak açıkçası kavgacı, küfürbaz, sürekli hakaret ve öteleyici dil kullanan siyasilerden nefret eder hale geldim. Bu ülkeyi yöneten yada yönetmeye talip tüm siyasetçilerin mutlaka ama mutlaka tatlı dille, nezaketle, güzel bir üslupla hitap etmesi, eleştirenlerin, ya da kendisi gibi düşünmeyenlerin de bu vatanın bir evladı olduğunu, bu milletin bir ferdi olduğunu aklından çıkarmaması icap eder.

Güç zehirlenmesi yaşayan siyasilerin, liderliğini kendi partilisine, efeliği ise dahili ve harici düşmanlara yapmasında bir beis yoktur. Ama, önüne geleni düşman ilan edip, hedef gösterip hukuk dışı iddialarla karalayarak efelik yapmasının da  inandırıcılığı yoktur.

Liderin ağzından çıkacak güzel ya da çirkin sözler seçmene öyle sirayet ediyor ki, bunu sosyal medyada yapılan yorumlardan da açıkça görmekteyiz.

Ağza alınmayacak galiz küfürler, hakaretler, farklı fikirlere sahip yada kendi siyasi görüşünü eleştiren insanların bir fotoğrafını sosyal medyada paylaşıp altına sanki o söylemişçesine alakasız ve hakka girecek sözler yazanlar ve bu paylaşımları sanki açlara aş dağıtır gibi beğenip yayanlar, merak ediyorum hangi milletin ve inancın evladıdır.

Fotomontajların havada uçuştuğu sosyal medyayı bir çöplüğe dönüştürenlerin insanların edepsizce hakaret edip iftira atanların yaptıkları yanına kar kalmaması ve cezalandırılması için sosyal medyaya çok acil çeki düzen verilmesi icap eder. Bunun hukuki düzenlemesini yapacak olan elbette siyasilerdir, ama tabi önce siyasilerin kendilerine bir çeki düzen vermesi beklenir…