Nilüfer Belediyesi tarafından organize edilen Koza Buluşmaları kapsamında edebiyat dünyasının tanınmış isimleri okurlarla bir araya gelmeye devam etti. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikte, özellikle "Bir Kamu Davası" serisi ve "Gizliajans" gibi eserleriyle geniş bir kitleye ulaşan yazar Alper Canıgüz konuk olarak kabul edildi. Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturum, "Çocuğun Rüyası, Azınlığın Kâbusu: Örümcek Burgacı’nda Hiperdemokrasi, Polisiye ve Distopyanın Mizahı" başlığı altında gerçekleştirildi.
Kurgusal Evren ve Tarihsel Seçimler
Söyleşi sırasında son romanı olan "Örümcek Burgacı" üzerine detaylı açıklamalar yapan Canıgüz, eserinde kurguladığı alternatif 1974 yılına ve kurgunun temel taşlarına değindi. Yazar, anlatıyı gelecek projeksiyonlarına taşımak yerine geçmiş bir tarihe konumlandırmasının gerekçelerini katılımcılarla paylaştı. Geleceğe dair yapılan bilimkurgu tahminlerinin zaman içerisinde geçerliliğini yitirebileceğine dikkat çeken Canıgüz, 1974 yılının teleteks gibi erken dönem bilişim teknolojilerinin doğuşuna tanıklık ettiği ve toplumsal kırılmaların yoğun yaşandığı kritik bir eşik olması nedeniyle güçlü bir kurgu zemini sunduğunu ifade etti.
Distopya ve Demokrasinin Savunulması
Roman içerisinde kamusal kararların ve hatta bireylerin yaşam sürelerinin anketler aracılığıyla belirlendiği distopik bir kurgu üzerine duran Canıgüz, mutlak bir doğru gibi kabul edilen iradenin yaratabileceği tehlikelere vurgu yaptı. Demokrasinin asıl özünün sınırsız kararlar almak değil, azınlık haklarının korunması olduğunu belirtti. Yazar, günümüz dünyasındaki algoritmaların etkisine ve kanaat toplumuna değinerek, korku ve öfke duygularının toplumları yönlendirmede nasıl bir araç haline getirildiğini analiz etti.
Şiirin Özgürlüğü ve Edebiyatın Rolü
Eserindeki başkarakterin bir dedektif ve aynı zamanda bir şair olarak tasvir edilmesinin tesadüfi olmadığını belirten Canıgüz, iletişimsizliğin hakim olduğu ve kavramların içini boşalttığı dönemlerde şiirin taşıdığı özel anlamı dile getirdi. Şiirin kelimeleri kişisel hesaplardan ve propagandadan arındırarak kendi özgürlüğüne kavuşturduğunu ifade eden yazar, dilin ve sözün gerçek ağırlığını muhafaza edebilmesinde edebiyatın belirleyici bir rol üstlendiğini kaydetti. Programın sonunda okurların sorularını yanıtlayan yazar, günün anısına takdim edilen hediyelerin ardından kitaplarını imzalayarak etkinliği tamamladı.