Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bünyesinde görev yapan Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu ve yönetim kurulunda yer alan diğer isimler hakkında başlatılan geniş kapsamlı soruşturma süreci, önemli detayları içeren beyanlarla netlik kazanmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan ilk şikayet dilekçesinin sahibi olan Avukat Halil İbrahim Atabay, sürecin hukuki boyutlarına dair önemli açıklamalarda bulundu. Atabay, mevcut soruşturmanın sadece mevcut isimlerle sınırlı kalmayacağını, özellikle Ahmet Şahin özelinde mali hareketlerin ve para trafiklerinin MASAK tarafından detaylı bir şekilde inceleneceğini ifade etti. Avukat Atabay, mevcut durumun ardından ikinci bir dalga operasyonun gerçekleştirileceğini öngördüğünü belirterek, ilgili araştırmaların devam ettiğini ve bu sürecin derinleşeceğini vurguladı.
\nSoruşturmanın Kapsamı ve Gözaltılara Neden Olan Suçlamalar
Hukuki sürecin temelinde 'evrakta sahtecilik' ve 'mobbing' gibi ağır suçlamalar yer almaktadır. Bu kapsamda yürütülen soruşturma neticesinde, TFF Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu, TFF Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk, TFF Merkez Hakem Kurulu Eski Başkan Vekili Ahmet Şahin, TFF Merkez Hakem Kurulu Eski Üyesi Yunus Yıldırım, MHK Üyesi ve TFF Eğitim ve 4. Bölge Sorumlusu Sebahattin Şahin, TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul Şubesi Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ve TFF Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği İstanbul İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif gözaltına alınmıştır. Söz konusu isimlerin dahil olduğu bu geniş çaplı operasyon, futbol camiasındaki iddiaların hukuki bir zemine taşınması açısından kritik bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır.
Mağdur Hakemlerin Savunuculuğu ve Şikayet Süreci
8 Mart 2022 tarihinde Merkez Hakem Kurulu tarafından alınan kararlar doğrultusunda görevlerine son verilen Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Alper Ulusoy, Hüseyin Göcek, Tugay Kaan Numanoğlu, Bahattin Şimşek, Burak Şeker, Mert Güzenge, Murat Erdoğan, Kutluhan Bilgiç, Serkan Tokat, Süleyman Abay ve Hakan Ceylan gibi çok sayıda hakemin avukatlığını üstlenen Halil İbrahim Atabay, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine detaylı açıklamalar yaptı. Atabay, 2025 yılının Eylül ayında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan şikayet dilekçesiyle sürecin başladığını belirtti. Avukat Atabay, futbol camiasında iddiaların odağında olan kişilerin aslında hakemlerin değil, bu süreci yöneten ve usulsüzlük iddiaları bulunan yöneticiler olduğunu ifade ederek, "Futbol ailesine gölge düşürenlerin haksız yere tasfiye edilen hakemler değil, bizzat kendileri olduğu ortaya çıktı" sözleriyle durumun vahametini dile getirdi.
\nUsulsüzlük İddiaları ve Kanıtların Sunulması
Atabay, hakem atamalarının usulsüzlüğü, klasman yükseltme işlemlerindeki düzensizlikler, sınav sorularının belirli adaylara önceden verilmesi ve hakem değerlendirme süreçlerinin usule aykırı şekilde yürütülmesi gibi konuları detaylandırdı. Bu usulsüzlüklerin, özellikle sezon sonlarında veya içinde gerçekleştirilen klasman belirlemelerinde kimi yükseltecek, kimi düşürecek kararının Ferhat Gündoğdu, Yunus Yıldırım, Ahmet Şahin (PMİK) ve diğer MHK üyeleri tarafından belirlendiğini söyledi. Atabay, bu durumla ilgili suç duyurusunun yaklaşık bir yıl önce yapıldığını ve bu süreçte ellerindeki tüm bilgi ve belgelerin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na bizzat teslim edildiğini belirtti. Avukatın vurguladığı üzere, özellikle PMİK üyelerinin bu usulsüzlüklerin yönetiminde kilit roller üstlendiği iddiası soruşturmanın temel taşlarından birini oluşturmaktadır.
\nAhmet Şahin ve 'Görünmeyen Başkan' Kavramı
Soruşturma dosyasında Ahmet Şahin'in konumunun ne denli kritik olduğu üzerinde duran Atabay, Şahin'in Merkez Hakem Kurulu yapısı içerisinde aslında bir "görünmeyen başkan" konumunda olduğunu savunduğunu ifade etti. Atabay, bu yapının işleyişinde Şahin'in merkezî bir rolü olduğunu ve bu durumun yargı mercileri tarafından değerlendirildiğini belirtti. 8 Mart'ta mağduriyet yaşayan hakemlerin savunuculuğunu üstlendiği dönemlerdeki tahkim davalarını kazandığını hatırlatan avukat, bu kez yaşanan "ikinci 8 Mart vakasında" tahkim sürecine müdahale edildiğini düşündüklerini belirtti. Önceki tahkim kararlarının gerekçelerinde somut veri veya delil bulunmadığına rağmen, bu kez usulsüzlüklerin belgelerle somutlaştırıldığını dile getirdi. Ayrıca, mobbinge maruz kalan, maç hakkı elinden alınan ve bazıları seminere davet edilmezken bazıları özel davetler alan hakemlerin durumlarını belgeleriyle birlikte savcılığa sunduklarını belirtti. Bu süreçte, daha önce federasyonda görevli olan Eren Acar'ın da usulsüzlükleri belgeleriyle birlikte savcılığa bildirdiği ve sürece önemli katkı sağladığı kaydedildi. Atabay, dosyanın toplanması ve ifadelerin alınması sürecinin yoğunluğu nedeniyle bir yıl sürdüğünü, ancak tüm bu belgelerin usulsüzlükleri açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
\nYunus Yıldırım ve Ali Tuna Dosyası
Avukat Atabay, gözaltına alınan isimlerden Yunus Yıldırım'ın özel bir talebi üzerine soruşturmanın derinleştiğini belirtti. Yıldırım'ın, Ali Tuna üzerinden bir oteldeki kadının araştırılmasını talep ettiği ancak ret cevabı alınması üzerine Ali Tuna'ya maç verilmediği ve sonuç olarak sınav başarısızlığı bahanesiyle hakemliğinin sonlandırıldığı süreçleri açıkça anlattıklarını söyledi. Ali Tuna'nın da bu usulsüzlüklere karşı dava açtığını ve sınav kağıdındaki yazıların kendisine ait olmadığını belirterek evrakta sahtecilik suçlamasıyla ilk adımı attığını belirtti. Atabay, bu sürecin sonunda beklenen sonuçların alındığını ve tüm bu yapıların gözaltına alındığını vurguladı. Ayrıca Ferdi Karadoruk'un da bu süreçte aktif rol aldığını, sosyal medyadaki yazışmalarının incelendiğini ve sınav sorularının yakın çevredeki kişilere verildiği yönündeki beyanların somutlaştığını bildirdi. Atabay, geçmişte bu hakemler hakkında basında yapay olarak üretilen "kirli" iddialarının aksine, asıl hukuksuzluğun yönetim kademesinde olduğunu belirtti ve bu sürecin neticesinde hakemlerin üzerindeki baskının kalkacağını umut etti.
\nHakemlere Yönelik Tehditler ve HTS Kayıtları
Mevcut hakemler üzerinde uygulanan psikolojik baskı ve tehditler hakkında çarpıcı bilgiler paylaşan Atabay, bazı hakemlerin özel görüşmeler sırasında "HTS kayıtların elimizde, kimlerle görüştüğüne dikkat et" şeklinde tehditlere maruz kaldığını belirtti. Atabay, bu yöndeki beyanların çok sayıda aktif hakem tarafından verildiğini ve bu durumun yargılama sürecinde netleşeceğini ifade etti. Birçok hakemin sistemin başındaki isimlerden korktuğu için o dönem konuşamadığını, ancak yargı süreci başladığında bu durumun tüm boyutlarıyla ortaya çıkacağını belirtti. Atay, mahkemelerde maç sonuçlarına müdahale edilip edilmediği veya MHK başkanı ve başkanı yardımcısı tarafından bu yönde bir çaba harcanıp harcanmadığı gibi konularda daha fazla somut bilginin ortaya çıkacağını ve kamuoyunun çok daha büyük gerçeklerle karşılaşacağını öngördü.
#Soruşturmanın Geleceği ve Delil Durumu
Soruşturmanın seyri ve olası sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulunan Halil İbrahim Atabay, suçun niteliği ve delillerin somutluğu üzerine önemli teknik detaylar sundu. Atabay, "Resmi evrakta sahtecilik" durumu hakkında konuşurken, Ali Tuna'nın el ürünü olmadığına dair kriminal raporların alındığını ve bu durumun somut bir delil teşkil ettiğini belirtti. Atay, Ferhat Gündoğdu ve diğer Merkez Hakem Kurulu üyelerinin el yazılarının ve imza örneklerinin alınmasının kritik olduğunu ifade etti. Hangi yazının kimin tarafından kaleme alındığının tespiti için bu imzaların karşılaştırılmasının hukuki bir gereklilik olduğunu vurguladı. Atay, bu kadar ciddi delillerin toplanmış olması nedeniyle tutukluluk kararlarının çıkacağına olan inancının tam olduğunu belirtti. Savcılığın bu operasyonu gerçekleştirmesi için elinde çok ciddi ve somut delillerin bulunduğunu, bu nedenle sürecin ciddiyetle takip edildiğini dile getirdi.