Riskli Gebelik ve Umut Veren Tedavi Süreci
Hamileliğinin 23. haftasında omuriliğinde tümör tespit edilen 34 yaşındaki Amina İsayeva, Liv Hospital Vadistanbul'da gerçekleştirilen prematüre doğum ve ardından yapılan başarılı ameliyat sayesinde hem kendi sağlığına hem de bebeğine kavuştu. Omuriliğinde tespit edilen tümör nedeniyle hem kendi yaşamı hem de bebeğinin hayatı tehlikeye giren İsayeva, burada umut veren bir tedavi sürecinden geçti. Anne ve bebeğin sağlığını korumaya yönelik multidisipliner planlamayla önce prematüre doğum gerçekleştirildi, ardından anne yalnızca 12 saat sonra omurilik tümörü ameliyatına alındı. Başarıyla tamamlanan tedavi sürecinin ardından hem anne hem de prematüre bebek sağlıklı şekilde taburcu edildi.
Gürcistan'dan Türkiye'ye Uzanan Tedavi Yolculuğu
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mete Karatay, İsayeva'nın Gürcistan'da gebeliğinin 23. haftasında bacaklarında ani gelişen güçsüzlük nedeniyle hastaneye başvurduğunu, yapılan tetkiklerde omuriliğinde büyük bir tümör tespit edildiğini söyledi. Bölgedeki doktorların ameliyatın hem anne hem de bebek açısından yüksek risk taşıdığını ifade ettiğini aktaran Karatay, ailenin bunun üzerine Liv Hospital Vadistanbul'a başvurduğunu belirtti.
29. Haftada Doğum ve 12 Saat Sonra Ameliyat
Hastaneye geldiğinde hastanın bacaklarında ciddi felç tablosu bulunduğunu dile getiren Karatay, "Hastamız bize ulaştığında 27 haftalık gebeydi. Yenidoğan ve kadın hastalıkları ve doğum ekipleriyle birlikte süreci planladık. Bebeğin gelişimini sürdürebilmesi için annenin durumunu yakından takip ederek bir süre bekledik. Bu süreçte annede kötüleşme yaşanmadı, bebeğin gelişimi devam etti. Gebeliğin 29. haftasında doğumu gerçekleştirdik, 12 saat sonra da omuriliği saran tümörü başarıyla çıkardık. Yaklaşık 1-2 aylık takip sürecinde hem anne hem de bebek sağlıkla yaşamını sürdürüyor" dedi.
Prematüre Bebek İçin Yenidoğan Desteği
Neonatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ozan Uzunhan ise prematüre doğum kararının annenin sağlık durumu gözetilerek 29. haftada alındığını belirterek, "Önceliğimiz bebeğin anne karnında mümkün olduğunca uzun süre gelişimini sürdürmesiydi. Ancak annenin tıbbi durumu doğrultusunda bu süreyi planladık. Erken doğan bebeklerde çeşitli riskler bulunuyor. Gerekli tüm yenidoğan desteğini sağladık. Bugün bebeğin yaşamsal bulguları tamamen normal. Anne ve bebeğin sağlıklı olması, hedeflediğimiz sonuca ulaştığımızı gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Multidisipliner Yaklaşımın Başarısı
Liv Hospital Uluslararası CIS Pazarlama Müdürü Sevinç Nur Gümüşboğa da hastanın Gürcistan'daki bir hekimin yönlendirmesiyle hastaneye başvurduğunu belirterek, multidisipliner yaklaşımla yürütülen tedavi sonucunda anne ve bebeği sağlıklı şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Anne ve Babanın Mutluluğu
Tedavi sürecinde şiddetli ağrılar yaşadığını anlatan Amina İsayeva ise uygulanan tedavinin ardından sağlığına kavuştuğunu, bebeğinin de sağlıklı olmasının kendisini mutlu ettiğini dile getirdi. İsayeva'nın eşi de eşinin gebelik döneminde omuriliğinde tümör tespit edildiğini, Gürcistan'da ameliyatın riskli olduğu belirtilince Türkiye'ye geldiklerini anlatarak, "Buraya geldiğimizde eşimin yürüme problemi vardı. Bize çocuğun ya da eşimin felç kalabileceği söylendi. Şimdi eşim yürüyor, bebeğimiz de sağlıklı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.