Menü Şehrinizden haberdar olun
Tarih: 30.09.2026 11:25
Prof. Dr. Selin Kapan Meme Kanseri Riskleri ve Erken Tanı Önemi Üzerine Kritik Uyarılar Paylaştı

Prof. Dr. Selin Kapan Meme Kanseri Riskleri ve Erken Tanı Önemi Üzerine Kritik Uyarılar Paylaştı

Facebook Twitter Linked-in

Genç Yaşlarda Artan Meme Kanseri Vakaları ve Erken Tanının Önemi

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selin Kapan, meme kanseri vakalarının son yıllarda giderek daha genç yaş gruplarında da gözlemlenmeye başladığını vurguladı. Kadınlarda en sık karşılaşılan kanser türlerinden biri olan meme kanserinin, geçmiş dönemlerde ağırlıklı olarak 40 yaş ve üzerindeki bireylerde görüldüğü ifade edilirken, günümüzde genç yaşlardaki vaka artışı dikkat çekici bir değişim olarak kaydedildi. Bu değişimle birlikte, kadınların meme sağlığını korumak adına düzenli kontrolleri ihmal etmemeleri hayati bir önem arz etmektedir.

Meme Kanseri Farkındalık Ayı ve Bilinçlenme

Kadınlarda en yaygın kanser türlerinden biri olarak literatürde yer alan meme kanseri, 1-31 Ekim tarihleri arasını kapsayan Meme Kanseri Farkındalık Ayı ile daha geniş kitlelere ulaştırılmaktadır. Bu dönem, hem halkın farkındalığını artırmak hem de erken tanının yaşam kurtarıcı etkisini hatırlatmak açısından kritik bir zaman dilimidir. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi bünyesinde görev yapan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selin Kapan, bu kapsamda meme kanserinin klinik belirtileri, risk faktörleri ve erken teşhisin tedavi üzerindeki belirleyici etkileri hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı.

Genç Yaşlarda Artan Risk ve İstatistikler

Prof. Dr. Kapan, meme kanserinin hem Türkiye genelinde hem de dünya çapında kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olduğunu ve kanser kaynaklı kadın ölümlerinde ilk sırada yer aldığını belirtti. İstatistiklere göre, her sekiz kadından birinin yaşam süresi boyunca meme kanserine yakalanma riski bulunmaktadır. Geçmiş yıllarda 40 yaş eşiği üzerine odaklanılırken, güncel verilerin daha genç yaşlardaki vakaların sayısının ciddi şekilde arttığını gösterdiğini ifade eden uzman, genç yaşlardaki vaka artışına karşı dikkatli olunması gerektiğini dile getirdi.

Erken Tanının Tedavi Sürecine Etkisi

\n

Hastalığın erken evrede teşhis edilmesinin, tedavi yöntemlerinin çeşitliliği ve başarısı üzerinde doğrudan etkisi olduğu Prof. Dr. Kapan tarafından aktarıldı. Erken teşhis konulduğunda, hastalığın vücuda yayılma (metastaz) riskinin azaldığı ve bu sayede kansere bağlı ölüm oranlarının düşürülebildiği vurgulandı. Özellikle küçük boyutlu ve sadece meme dokusunda sınırlı kalan tümörlerde, memeyi koruyucu cerrahi müdahalelerin mümkün olduğu belirtildi. Hastalığın ilerleyen evrelerinde ise cerrahi müdahale ve kemoterapi gibi tedavi yöntemlerinin sıralaması ve şekli değişkenlik gösterebilmektedir.

Kitlelerin Analizi ve Diğer Belirtiler

Memede hissedilen her kitlenin doğrudan kanser anlamına gelmediği bilgisi paylaşılırken, bu kitlelerin büyük bir kısmının iyi huylu fibroadenomlar veya kistler şeklinde teşhis edildiği belirtildi. Ancak, her kitlenin niteliğinin netleştirilmesi için uzman bir hekim tarafından muayene edilmesi ve yaşa uygun görüntüleme tekniklerinin uygulanması şarttır. Kitle dışında da bazı belirtilerin kanser açısından ayırt edici olabileceği ifade edildi. Bu belirtiler arasında meme başında yeni oluşan çekintiler, ciltte çekilme, meme başından gelen kanlı akıntılar, koltuk altında sertleşmiş lenf nodları ve emzirmeyen kadınlarda antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen meme enfeksiyonları gibi durumlar yer almaktadır.

\n

Kendi Kendine Muayene ve Takip Süreçleri

Erken tanı stratejisinin en önemli ayaklarından biri olan kendi kendine meme muayenesinin ihmal edilmemesi gerektiği hatırlatıldı. Bu kapsamda adet gören kadınların adet bitiminden sonraki 4-5 günlük süreçte, menopoz dönemindeki kadınların ise ayın herhangi bir gününde, ayda bir kez düzenli olarak kendi kontrollerini yapmaları önerildi. Muayene sırasında fark edilen herhangi bir kitle, kendiliğinden oluşan kanlı akıntı ya da koltuk altında sertlik durumlarında, randevu veya kontrol zamanı beklenmeksizin vakit kaybetmeden bir hekime başvurulması gerektiği vurgulandı.

\n

Genetik Faktörler ve Risk Grupları

Aile geçmişinin kanser riskini artırabileceği belirtilirken, özellikle birinci derece akrabalarda görülmesi durumunda riskin yükseldiği ifade edildi. Anne, baba veya kardeşlerde meme kanseri öyküsü bulunması risk faktörü arasında yer alırken; hastalığın çok genç yaşlarda ortaya çıkması, her iki memede birden kanserin görülmesi veya aile içinde erkeklerde meme kanseri vakası bulunması durumlarının riski daha da artırdığı kaydedildi. Bu risk gruplarına dahil olan kişilerin, hekimler tarafından önerilen takip programlarına titizlikle uymaları ve gerekli durumlarda genetik analiz süreçlerinden geçmeleri büyük önem taşımaktadır.

\n

Kişiye Özel Tedavi Yaklaşımları

Meme kanseri tedavisinin standart bir yöntem yerine hastalığın özgün niteliklerine göre planlandığı ifade edildi. Tedavi planlamasında; hastalığın evresi, tümörün biyolojik karakteristikleri, lenf nodlarına veya uzak organlara yayılım durumu ve hastanın genel sağlık durumu gibi kriterler esas alınmaktadır. Bu çerçevede cerrahi müdahaleler, kemoterapi, radyoterapi ve belirli vakalarda akıllı ilaç tedavilerinden faydalanılabileceği belirtildi. Erken aşamalarda uygun hastalar için meme koruyucu cerrahi tekniklerin uygulanabileceği bilgisi de paylaşıldı.

\n

Düzenli Kontrol Çağrısı

Meme Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri dahilinde kadınlara yönelik kritik birer uyarıda bulunan Prof. Dr. Kapan, erken teşhisin kanseri tedavi edilebilir bir durum haline getirdiğini dile getirdi. Bu amaçla, kadınların her ay düzenli olarak kendi kendilerini muayene etmeleri, en az yılda bir kez profesyonel bir hekim muayenesine gitmeleri ve hekimce istenen görüntüleme tetkiklerini yaptırmaları hayati önem taşımaktadır. Herhangi bir aşamada memede fark edilen bir kitle veya daha önce mevcut olmayan herhangi bir yapısal değişiklik fark edildiğinde, kontrol süreci beklenmeden tıbbi yardım alınması gerektiği hatırlatıldı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —