Menü Şehrinizden haberdar olun
Tarih: 10.08.2026 10:27
Sındırgı Depreminin Yıl Dönümünde Mimarlar Odası'ndan Deprem Hazırlığı Uyarısı

Sındırgı Depreminin Yıl Dönümünde Mimarlar Odası'ndan Deprem Hazırlığı Uyarısı

Facebook Twitter Linked-in

Sındırgı Depreminin Yıl Dönümünde Mimarlar Odası'ndan Kritik Uyarılar

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos 2025'te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin birinci yıl dönümünde, TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, deprem gerçeğine dikkat çekerek kentin hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı. Şahin, "Balıkesir olarak depreme hazır bir kent olmak zorundayız" ifadelerini kullandı.

Deprem Gerçeği ve Türkiye'nin Konumu

Mimarlar Odası Başkanı Osman Zeki Şahin, açıklamasında Türkiye'nin jeolojik yapısı itibarıyla dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunduğunu hatırlattı. Asya ile Avrupa'nın kesiştiği noktada yer alan ve farklı fay sistemlerinin etkisi altında olan bu coğrafyada depremin hayatın bir parçası olduğunu belirten Şahin, geçmişten bugüne Erzincan'dan Gölcük'e, Düzce'den İzmir'e, Van'dan Elazığ'a ve 6 Şubat depremlerinde Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep ve çevre illerinde yaşanan büyük depremleri hatırlattı. 10 Ağustos 2025'te Sındırgı merkezli olarak yaşanan ve etkileri hâlâ süren depremin ise bu gerçeği doğrudan kendi topraklarında hatırlattığını ifade etti. Balıkesir'in artık bu tablonun dışında olmadığını, doğrudan içinde yer aldığını söyleyen Şahin, "Artık sorulması gereken soru 'Deprem olacak mı?' değil, 'Deprem olduğunda kentimiz ve yapılarımız ne kadar hazır olacak?' sorusudur" dedi.

Deprem Afet Değil, İnsan Kaynaklı Bir Sorundur

Bir mimar ve aynı zamanda kamu yönetiminin içinde görev yapan biri olarak değerlendirmesini aktaran Şahin, depremin yalnızca doğal bir afet olarak ele alınamayacağını söyledi. Depremin afete dönüşmesinde yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapı kalitesi, denetim eksiklikleri, afet alanlarının yetersizliği ve kentlerin taşıma kapasitesinin üzerinde yoğunlaştırılması gibi insan kaynaklı birçok faktörün bulunduğunu belirtti. Bu nedenle deprem hazırlığının yalnızca afet anında yapılacak müdahalelerden ibaret olmadığını, asıl hazırlığın deprem olmadan önce kentin kendisini yeniden değerlendirmesiyle başlaması gerektiğini vurguladı.

Balıkesir Deprem Gerçeğiyle Yüzleşmeli

Balıkesir'in deprem açısından dikkatle ele alınması gereken bir kent olduğunu belirten Şahin, kentin geleceğine ilişkin bütün planlama kararlarında deprem riskinin temel belirleyicilerden biri olması gerektiğini ifade etti. Yeni yapılaşmalarda yalnızca kaç metrekare inşaat yapılacağı veya kaç kat çıkılacağı üzerinden bir planlama anlayışından uzaklaşılması gerektiğini söyleyen Şahin, zemin, yapı güvenliği, ulaşım, açık alanlar, yeşil alanlar, altyapı ve afet sonrası toplanma alanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Deprem yönetmeliğine uygunluğun ruhsat aşamasından iskân aşamasına kadar sahada gerçek anlamda denetlenmesi gerektiğini ifade eden Şahin, yapı denetiminin kâğıt üzerinde tamamlanan bir prosedür olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. Kentin daha fazla yoğunlaştırılmaması gerektiğini, insan ölçeğini, güvenli yapılaşmayı, ulaşılabilir açık alanları ve güçlü yeşil dokuyu merkeze alan yeni bir şehirleşme anlayışına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Yüksek Yapılar Modern Kent Göstergesi Değil

Yüksek yapıların tek başına "modern kent" göstergesi olduğu anlayışının sorgulanması gerektiğini belirten Şahin, Balıkesir'in geleceğinde daha güvenli, daha düşük yoğunluklu, yeşil alanları korunmuş, sosyal donatıları yeterli ve insan ölçeğini esas alan bir kent modeli üzerinde düşünülmesi gerektiğini ifade etti.

Kentsel Dönüşüm Risk Ortadan Kalkmadan Tamamlanmalı

Depreme dayanıklı kent oluşturmanın en önemli başlıklarından birinin mevcut yapı stokunun değerlendirilmesi olduğunu belirten Şahin, riskli yapıların belirlenmesinin yalnızca bina bazında yapılacak işlemlerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Gerektiğinde mahalle ve bölge ölçeğinde planlama yapılması gerektiğini, ulaşım, altyapı, sosyal donatı, yeşil alan ve afet sonrası kullanım şartlarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Kentsel dönüşümün yalnızca eski binanın yıkılıp yerine yeni bir binanın yapılması olmadığını, güvenli yapı, sağlıklı çevre, nitelikli kamusal alan ve yaşanabilir kent üretme süreci olduğunu belirten Şahin, dönüşüm süreçlerinde vatandaşın ekonomik ve sosyal şartlarının da dikkate alınması gerektiğini, kamu, yerel yönetimler, meslek odaları ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Afet Toplanma Alanları Hayati Önem Taşıyor

Afet toplanma alanlarının kentin vazgeçilmez bir parçası olduğunu açıklayan Şahin, deprem sonrasında insanların güvenli biçimde ulaşabileceği açık alanların varlığının hayati önem taşıdığını belirtti. Bu alanların yalnızca haritalarda gösterilen boş parseller olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Şahin, erişilebilir, güvenli, güncel nüfusa göre yeniden hesaplanmış, yeterli büyüklükte ve altyapısı düşünülmüş alanlar olması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda bu alanların yapılaşma baskısı altında bırakılmaması, kent planlarında korunması ve vatandaş tarafından bilinmesinin sağlanması gerektiğini belirtti. Bir kentin deprem hazırlığının yalnızca binaların sağlamlığıyla değil, deprem sonrasında insanların nerede toplanacağı, nasıl ulaşacağı, temel ihtiyaçların nasıl karşılanacağı ve kentin nasıl çalışmaya devam edeceğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Deprem Sonrası Değil, Deprem Öncesi Planlama

AFAD'dan yerel yönetimlere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan meslek odalarına, üniversitelerden vatandaşlara kadar herkesin bu sürecin bir parçası olması gerektiğini belirten Şahin, kurumların birbirinden bağımsız hareket ettiği değil, verilerin paylaşıldığı, risklerin birlikte değerlendirildiği ve ortak aklın işletildiği bir afet yönetimi modeline ihtiyaç olduğunu söyledi. Mimarlar Odası olarak bu sürecin yalnızca eleştireni değil, çözümün paydaşı olmak istediklerini ifade eden Şahin, Balıkesir'in yapı stoku, zemin özellikleri, ulaşım sistemi, açık ve yeşil alanları, afet toplanma alanları ve kentsel gelişme eğilimlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, kentin geleceğine ilişkin kararların bilimsel veriler ve kamu yararı doğrultusunda alınması gerektiğini belirtti.

Hedef: Güvenli ve Dirençli Kentler İnşa Etmek

Depremlerin ne ilk ne de son olacağını belirten Şahin, bunun yalnızca bir cümle olarak değil, şehircilik ve kamu yönetimi açısından bir sorumluluk olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Mimarlar olarak yalnızca bina tasarlamadıklarını, insanların yaşamını sürdüreceği çevreleri, mahalleleri ve kentleri şekillendirdiklerini ifade eden Şahin, bu nedenle deprem güvenliğinin mimarlığın ve şehir planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Hedeflerinin yalnızca ayakta kalan binalar üretmek olmadığını belirten Şahin, "Hedefimiz; insanların kendisini güvende hissettiği, yeşil alanları korunmuş, kamusal alanları güçlü, ulaşılabilir, sağlıklı, dirençli ve mutlu şehirler inşa etmektir" dedi. Balıkesir'in geleceğini bugünden planlamak zorunda olduklarını ifade eden Şahin, deprem olduğunda ne yapılacağını konuşmak için depremin olmasının beklenmemesi gerektiğini, gerçek başarının deprem sonrasında yaraları sarmak değil, deprem olduğunda yıkılmayacak, yaşamını sürdürebilecek ve insanını koruyabilecek bir kent inşa etmiş olmak olduğunu söyledi.

Balıkesir Mimarlar Odası olarak merkezi yönetimi, yerel yönetimleri, ilgili kamu kurumlarını, üniversiteleri, meslek odalarını, yapı sektörünü ve tüm vatandaşları bu ortak sorumluluğun parçası olmaya çağıran Şahin, "Depreme dirençli Balıkesir, ancak ortak akıl, bilim, planlama ve kamu yararıyla mümkündür" açıklamasında bulundu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —