Menü Şehrinizden haberdar olun
Tarih: 16.09.2026 09:01
Uzman Uyarısı: Her Endişe Anksiyete Bozukluğu Değildir

Uzman Uyarısı: Her Endişe Anksiyete Bozukluğu Değildir

Facebook Twitter Linked-in

Endişe Doğal Bir Tepkidir

Gelecekle ilgili belirsizlikler, sağlık sorunları, ekonomik endişeler ya da günlük hayatın stresi kişilerde artmış endişeye neden olabilir. Uzmanlar, makul düzeyde endişenin insanı muhtemel risklere karşı hazırladığını belirtti. Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağrı Çimentepe Sezer, uyku düzeni bozulduysa, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaşanıyorsa ve günlük hayat etkileniyorsa profesyonel değerlendirme gerekebileceği uyarısında bulundu.

Endişe Çoğu Zaman Yanlış Anlaşılıyor

Sorunun endişenin kendisi değil, içinde bulunulan durumdan daha fazla endişelenmek olduğunu ve endişenin çoğu zaman yanlış anlaşıldığını belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağrı Çimentepe Sezer, "Endişe tek başına ruhsal bir sorun değildir. Belirsizlik ve muhtemel tehditler karşısında ortaya çıkan doğal bir ruhsal yanıttır. Aslında sorun endişenin kendisinden çok, içinde bulunulan durumda gerektiğinden fazla endişelenmektir" dedi.

Aşırı Endişe İşlevselliği Bozabilir

Makul düzeyde endişenin dikkati artırarak kişiyi önlem almaya yönlendirdiğini belirten Dr. Sezer, belirli bir eşikten sonra ise bunun tersine döndüğünü ifade ederek şöyle konuştu: "Aşırı endişe dikkati keskinleştirmek yerine dağıtır, düşünme kapasitesini daraltır ve çözüm üretmek yerine kişiyi aynı düşünceler etrafında dönüp durmaya sürükler. Günlük hayatta yaşanan her endişenin sorun olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Yaklaşan bir sınav, iş görüşmesi, sağlıkla ilgili bir belirsizlik ya da ekonomik sorunlar hepimizi endişelendirebilir. Sorun ortadan kalktığında bu endişenin de azalmasını bekleriz. Anksiyete bozukluğunda ise kişi henüz gerçekleşmemiş ihtimaller üzerinde tekrar tekrar düşünmeye başlar ve endişesini kontrol etmekte güçlük yaşayabilir."

Ne Zaman Profesyonel Yardım Alınmalı

Endişe sebebiyle kişinin günlük hayatının etkilenmesi durumunda destek alma ihtiyacının doğabileceğine dikkat çeken Dr. Sezer, "Uyku düzeninin bozulması, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, kaçınma davranışlarının başlaması ve günlük işlevselliğin etkilenmesi durumunda profesyonel değerlendirme gerekebilir. Endişe bedende de önemli değişikliklere yol açmaktadır. Endişe sırasında beden bir tehlikeye karşı hazırlanmaya başlar. Kalp atışlarının hızlanması, kaslar gerilme, terleme, mide ve bağırsak hareketlerinde değişiklikler ve nefes alışverişinin hızlanması bu hazırlığın bedensel karşılığıdır. Gerçek bir tehdit olmamasına rağmen bu alarm halinin uzun süre devam etmesi kişiyi hem fiziksel hem de ruhsal açıdan yorabilir" dedi.

Belirsizliği Tamamen Ortadan Kaldırmaya Çalışmak Endişeyi Artırabilir

Endişe yaşayan birçok kişinin sürekli düşünerek, araştırarak veya çevresinden güvence isteyerek rahatlamaya çalıştığını belirten Dr. Sezer, bunun her zaman işe yaramadığını söyledi. Dr. Sezer, "Belirsizliğin doğası gereği kişi aradığı kesinliğe hiçbir zaman ulaşamaz. Böylece endişeyi azaltmak için gösterilen zihinsel ve davranışsal çabalar, paradoksal olarak endişenin sürmesine katkıda bulunabilir" ifadelerini kullandı.

Tedavinin Amacı Endişeyi Yok Etmek Değildir

Endişenin her zaman ortadan kaldırılması gereken bir duygu olmadığını vurgulayan Dr. Sezer, "Tedavinin hedefi kişinin hayatını risksiz hale getirmek değildir. Ruhsal sağlık hiçbir şeyden endişe etmeden yaşamak anlamına gelmez. Psikiyatrinin endişeye yaklaşımında amaç, endişeyi tamamen yok etmek değil; kişinin yaşamına hizmet eden bir uyarı olmaktan çıkıp işlevselliğini bozan bir hale geldiğinde onu yeniden işlevsel bir düzeye taşımaktır" dedi.

Dr. Sezer, endişenin sürekli hale gelmesi, kontrol edilememesi, uykuyu, dikkati, işlevselliği ve ilişkileri belirgin şekilde etkilemesi durumunda profesyonel destek alınması gerektiğini sözlerine ekledi.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —