TOPLU SÖZLEŞMELERDE SADECE MEMUR-SEN’İN İMZASI VAR
Memur-Sen İnegöl Şube Başkanı Sinan Aktaş, 2010 yılını değerlendiren açıklamalarda bulundu. Aktaş, kamu çalışanları açısından yapılan görüşmeler neticesinde verimli bir yıl olduğunu ifade etti. 9 yılın en iyi sonuçlarının alındığı toplu sözleşmelerde memu
Memur-Sen İnegöl Şube Başkanı Sinan Aktaş, 2010 yılı değerlendirmesinde bulunduğu bir basın bildirisi yayınladı. Yayınladığı bildirisinde 2010 yılında Memur-Sen olarak yaptıkları faaliyetleri ve bu faaliyetlerin sonucu olarak elde ettiklerinden de bahseden Aktaş, 2011 yılının sevgi, barış ve sağlık dolu bir yıl olmasını temenni ettiklerini söyledi. Aktaş ayrıca 2010 yılında tarihin kara sayfalarında utanç vesikası olarak hatırlanacak olaylarında meydana geldiğini ifade ederek, İsrail’in Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırıyı bir kez daha kınadı.
Toplu Sözleşmelere Memur-Sen’den Başka Kimse Destek Vermedi
Memur-Sen İnegöl Şube Başkanı Sinan Aktaş, yayınladığı basın bildirisinde Memur-Sen olarak 2010 yılında Uluslararası Demokrasi Kongresi düzenlediklerini ifade ederek, yapılan toplu görüşmelerde 9 yılın en iyi sonucunu elde ettiklerini söyledi. Düzenledikleri kongrelerde Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde yaptığı ve yapması gereken şeylere dikkat çektiklerini vurgulayan Aktaş, “Daha sonra kamu çalışanları açısından önem taşıyan, Toplu Sözleşme Çalıştayı’na katıldık. Bunun devamında, Memur-Sen olarak bu yönde çalıştaylar ve çalışmalar gerçekleştirdik. Son kez gerçekleştirdiğimiz toplu görüşmelerde, son 9 yılın en iyi sonuçlarını elde ettik. Kamu çalışanlarının elde ettiği bu kazanımlarda, memur konfederasyonları adına sadece Memur-Sen’in imzasının olması ise dikkat çekicidir. Kamu çalışanlarının hakkını savunduğunu iddia edenler, bu başarıya bir katkı sunamamıştır. Toplu görüşmeler, adeta hükümetle Memur-Sen arasında geçmiştir” dedi.
12 Eylül’de Vatandaş Siyasilere Yeni Anayasayı Hazırlama Görevini Verdi
Kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkının, temellerinin 2009 yılında atılmış olmasına rağmen Memur-Sen’in büyük mücadelesi sonucu 12 Eylül’de yapılan referandum sonrası elde ettiğini kaydeden Aktaş, ayrıca referandumda darbecilere de yargı yolunun açıldığını vurguladı. Aktaş, referandumla beraber HSYK ve YAŞ’ın meslekten çıkarma kararlarının yargı denetimine açıldığını ifade ederek, “Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçişi sağlayan, önemli reformlara imza atıldı. HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısı daha da genişletilerek geniş katılımlı temsil sistemi oluşturuldu. Kadınlara, engellilere, şehitlerimizin geride bıraktığı emanetlere ve gazilerimize pozitif ayrımcılığın yolu açıldı. Ancak, yamalı bohça halini alan Anayasa, tam demokratikleşme yolunda istenileni verememekte. Bunu gerçekleştirmenin yolu ise, yeniden hazırlanmış, devletin milletinden, milletin devletine geçişi sağlayacak, temeline insanı alan, demokrasinin tüm kurum ve kurallarının tezahür ettiği bir anayasa hazırlamaktır. Vatandaşlarımız, 12 Eylül referandumunda, siyasilere bu görevi vermiştir. Referandumda bu kadar yüksek oy çıkması, ‘iktidar kim olursa olsun, yeni anayasayı hazırlasın’ olarak yorumlanmalıdır” açıklamalarında bulundu.
Türkiye, Bölgesinde Gücü İnkâr Edilemeyen Ülke Haline Geldi
Aktaş, 2010 yılında tarihin kara sayfalarında utanç vesikası olarak hatırlanacak olaylarında yaşandığına dikkat çekerek, “Bunlardan biri de, Mavi Marmara gemisine terör devleti İsrail’in gerçekleştirdiği baskın ve saldırıdır. Filistinli sivillere insani yardım taşıyan gemilere baskın düzenleyip, sivil vatandaşları nefret ve kinle öldüren İsrail, bu haliyle terör devleti olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. Bu menfur saldırıyı ülke genelinde protesto ettik. Ankara’da büyük bir miting düzenleyerek milletimizin hissiyatını dile getirdik. Davos’da ‘one minute’ ile başlayan Türkiye-İsrail gerginliği bu olay sonrası tırmanırken, Türkiye’nin dış dünyadaki gücünü ise artırmıştır. Türkiye, bölgesinde gücü inkâr edilemeyen, hak ettiği ve layık olduğu konuma erişmiştir. Eksen kayması tartışmaları ise, Türkiye’nin sadece batı veya ABD ile değil, her yöndeki komşuları ve ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmak için yürüttüğü dış politika sonrası ortaya atılmış, bir iddiadır. 2011 yılının, yarım kalmış demokratikleşme hamlesinin tamamlandığı, kamu çalışanlarının elde ettikleri toplu sözleşme hakkını grev hakkıyla taçlandırdığı, temel insan hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmediği, sendikalılaşmanın önündeki engellerin kaldırıldığı bir yıl olmasını ümit ediyor, kamu çalışanlarımıza, milletimize ve insanlığa sevgi, barış, sağlık ve hoşgörünün egemen olduğu bir yıl olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
-
BIST 100
17148,87%-1,10
-
DOLAR
45,73% -0,10
-
EURO
53,38% 0,07
-
GRAM ALTIN
6686,84% 0,85
-
Ç. ALTIN
10725,86% 0,00




