Menü BURSA HABER
Tarih: 17.06.2026 11:16
Her lenf bezi büyümesi kanser değildir, ancak ihmal edilmemelidir

Her lenf bezi büyümesi kanser değildir, ancak ihmal edilmemelidir

Facebook Twitter Linked-in

Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy: "Uzun süren ve büyüyen lenf bezleri mutlaka değerlendirilmelidir."
Lenf bezlerinde ortaya çıkan büyümeler toplumda sıklıkla endişeye neden oluyor. Ancak her lenf bezi büyümesinin kanser anlamına gelmediğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle uzun süren ve giderek büyüyen bezelerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Lenfomaların, bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluşturan lenf bezleri ve lenf dokusundan kaynaklanan kanserler olduğunu ifade eden Dr. Durusoy, hastalığın Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfomalar olmak üzere iki ana grupta incelendiğini söyledi.
Ağrısız ve büyüyen lenf bezlerine dikkat
Lenf bezlerinin boyun, koltuk altı, kasık, göğüs içi ve karın bölgesinde bulunduğunu belirten Dr. Durusoy, "Lenfoma bazı hastalarda boyunda veya koltuk altında fark edilen bir beze büyümesiyle ortaya çıkarken, bazı hastalarda karın ağrısı, öksürük, nefes darlığı, dalak büyümesi ya da görüntüleme yöntemleri sırasında tesadüfen görülen belirtilerle karşımıza çıkabiliyor" dedi.
Ağrısız ve giderek büyüyen lenf bezlerinin önemli bir uyarı işareti olabileceğini vurgulayan Dr. Durusoy, şu bilgileri verdi:
"Gece terlemesi, nedeni açıklanamayan ateş, istemsiz kilo kaybı, yaygın kaşıntı, halsizlik ve karında dolgunluk hissi gibi belirtiler de lenfoma açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle gece çamaşır değiştirecek kadar yoğun terleme, son altı ay içinde belirgin kilo kaybı ve nedeni açıklanamayan ateş, bizim için önemli sistemik belirtilerdir."
Her beze lenfoma değildir
Lenf bezi büyümelerinin çoğu zaman enfeksiyonlar ve iyi huylu nedenlerden kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, "Diş enfeksiyonları, boğaz enfeksiyonları, cilt hastalıkları ve birçok farklı durum lenf bezlerinde büyümeye neden olabilir. Ancak 2-3 haftadan uzun süren, sert, ağrısız, giderek büyüyen veya birden fazla bölgede görülen lenf bezleri mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmelidir" diye konuştu.
Tanı netleşmeden bilinçsiz antibiyotik veya kortizon kullanımının doğru olmadığını belirten Dr. Durusoy, özellikle kortizon tedavisinin biyopsi sonuçlarını etkileyerek tanıyı zorlaştırabileceğini söyledi.
Tanıda biyopsi ve PET-BT büyük önem taşıyor
Lenfoma tanısında en önemli basamağın patolojik inceleme olduğunu vurgulayan Dr. Durusoy, "Lenfomalar tek bir hastalık değildir. Çok sayıda alt tipi bulunur ve her alt tipin tedavisi farklıdır. Bu nedenle mümkün olduğunca yeterli doku örneği sağlayan uygun biyopsi yöntemleri tercih edilmelidir. Patoloji raporunda lenfomanın alt tipinin doğru belirlenmesi tedavi planlamasının temelini oluşturur" dedi.
Tanı sonrasında hastalığın yaygınlığının PET-BT ile değerlendirildiğini belirten Dr. Durusoy, bu yöntemin hem evreleme hem de tedaviye verilen yanıtın izlenmesinde önemli bilgiler sağladığını ifade etti.
Tedavi kişiye özel planlanıyor
Lenfoma tedavisinin hastalığın alt tipine, evresine ve hastanın genel durumuna göre değişiklik gösterdiğini belirten Dr. Durusoy, "Bazı yavaş seyirli lenfomalarda yakın takip yeterli olabilirken, daha agresif tiplerde kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kök hücre nakli ve uygun hastalarda CAR-T hücre tedavileri uygulanabilmektedir. Bu nedenle tedavi süreci mutlaka hematoloji uzmanı tarafından kişiye özel olarak planlanmalıdır" dedi.
Erken tanının önemine dikkat çeken Dr. Durusoy, "Uzun süren veya giderek büyüyen lenf bezi, açıklanamayan ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ya da şüpheli görüntüleme belirtileri bulunan kişilerin gecikmeden hematoloji uzmanına başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —